Sağlık Bakanlığı, ilaç temininde yaşanabilecek aksaklıkların daha hızlı tespit edilmesi ve vatandaş mağduriyetinin önüne geçilmesi amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bünyesinde kurulan çağrı merkezi ile birlikte, ilaca erişimde sorun yaşayan vatandaşlar artık doğrudan yetkililere ulaşabilecek. 444 4 680 numaralı geri bildirim hattı üzerinden yapılacak başvurular, ilaç tedarik zincirinde yaşanan sorunların anlık olarak izlenmesine imkan sağlayacak.
Yeni sistemle birlikte, eczanelerde bulunamayan ya da temininde gecikme yaşanan ilaçlara ilişkin bildirimler tek merkezde toplanacak ve değerlendirmeye alınacak. Yetkililer, bu uygulamanın sahadan gelen verilerle daha etkin bir ilaç yönetimi süreci oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor.
İlaca Erişim Sorunları Daha Hızlı Tespit Edilecek
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, devreye alınan geri bildirim hattının temel amacının, ilaç tedarikinde oluşabilecek aksamaları erkenden fark etmek olduğunu vurguladı. Ayar, dünya genelinde dönemsel olarak ilaç erişiminde sorunlar yaşanabildiğine dikkat çekerek, bu durumun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını ifade etti. Küresel ölçekte yaşanan ham madde temin problemleri, üretim süreçlerindeki aksaklıklar ve lojistik zorlukların, birçok ülkede benzer sıkıntılara yol açtığını belirtti.
Yeni çağrı merkezi sayesinde vatandaşlardan gelen bildirimlerin doğrudan tedarik süreçlerine yansıtılacağını söyleyen Ayar, bu sayede sorunlu ilaçların çok daha kısa sürede tespit edileceğini aktardı. Sistem, hem bölgesel hem de ulusal ölçekte yaşanan erişim problemlerinin analiz edilmesine olanak tanıyacak.
Dijital Takip Sistemiyle Önleyici Müdahaleler Yapılıyor
Türkiye’de ilaçların uzun süredir dijital sistemler aracılığıyla takip edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Ayar, mevcut altyapının güçlü bir izleme mekanizması sunduğunu ifade etti. Üretimden depolamaya, dağıtımdan eczane raflarına kadar tüm süreçlerin elektronik ortamda izlendiğini belirten Ayar, ilaçlarda kritik seviyeye düşüş yaşanmadan önce gerekli önlemlerin alınabildiğini söyledi.
Bu dijital takip sistemi sayesinde, herhangi bir ilacın stok seviyesinde olağan dışı bir azalma yaşandığında sistem alarm veriyor. Böylece ilgili kurumlar, henüz vatandaş ilaca ulaşmakta zorlanmadan müdahale edebiliyor. Yeni geri bildirim hattı ise bu dijital altyapıyı sahadan gelen bilgilerle destekleyerek daha kapsamlı bir kontrol mekanizması oluşturmayı amaçlıyor.
Küresel Etkenler ve Bölgesel Dağılım Sorunları
İlaç yokluğunun yalnızca üretimle sınırlı olmadığını vurgulayan Ayar, aşırı tüketim ve bölgesel dağılımdaki dengesizliklerin de önemli bir etken olduğunu dile getirdi. Bazı dönemlerde belirli ilaçlara olan talebin ani şekilde artabildiğini ifade eden Ayar, bu durumun dağıtım planlamasında geçici sorunlara yol açabildiğini belirtti.
Özellikle mevsimsel hastalıklar, salgınlar veya beklenmeyen sağlık ihtiyaçları, bazı ilaçların belirli bölgelerde hızla tükenmesine neden olabiliyor. Geri bildirim hattı aracılığıyla alınacak bilgiler, bu tür bölgesel yoğunlukların daha net görülmesini sağlayacak ve dağıtımın yeniden dengelenmesine katkı sunacak.
Devlet Destekli İlaç Sayısı Dikkat Çekiyor
Türkiye’nin ilaç tedarikinde önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Ayar, ülkede yaklaşık 8 bin 500 ilacın devlet desteğiyle vatandaşlara sunulduğunu açıkladı. Bu rakamın dünya genelinde oldukça yüksek bir seviyeyi temsil ettiğini vurgulayan Ayar, sağlık alanında erişilebilirlik açısından önemli bir başarıya işaret etti.
Bu ilaçlar arasında yalnızca yaklaşık 150’sinin eşdeğeri bulunmayan özel ilaçlar grubunda yer aldığını ifade eden Ayar, özellikle bu gruptaki ilaçlarda herhangi bir temin sorunu yaşanmaması için özel bir hassasiyet gösterildiğini belirtti. İlaçların azalması ya da temininde zorluk yaşanması durumunda, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun doğrudan devreye girerek gerekli düzenlemeleri yaptığı aktarıldı.
Yeni geri bildirim hattının devreye alınmasıyla birlikte, vatandaşların yaşadığı sorunların daha görünür hale gelmesi ve çözüm süreçlerinin hızlanması hedefleniyor. Yetkililer, bu uygulamanın ilaç tedarik zincirinde şeffaflığı artıracağını ve sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir kolaylık sağlayacağını belirtiyor.