2016 yılında İzmit'te bulunan bir özel hastanede S.G. adında bir anne, doğum yaparak hayatında yeni bir sayfa açtı. Ancak bu sevinçli an, bebeğinin Down Sendromlu olduğunu fark etmesiyle gölgelendi. S.G. ve ailesi, doğum öncesi süreçte, bebekte herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığını öğrenmek için hastaneden detaylı taramalar yapılmasını talep etmişlerdi. Ancak, ailenin bu talebine rağmen, hastane tarafından gerekli genetik testler ve taramalar yapılmamıştı. Bu durum, ailenin, bebeğin sağlık durumu hakkında bilgilendirilme haklarının ihlal edildiği endişelerini beraberinde getirdi.

Doğum sonrasında, bebeğin Down Sendromlu olduğunun anlaşılması üzerine, aile hastaneye karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Özellikle, modern tıbbın sunduğu imkanlar çerçevesinde, Down Sendromu tespiti için yapılabilecek testlerin es geçilmiş olması, ailenin bu durumu önceden bilme şansını ortadan kaldırmıştı. Bu durum, ailenin doğum öncesi süreçte daha bilinçli kararlar almasını engellemiş oldu.

Çayırova’da Takla Atan Araçta 3 Kişi Yaşamını Yitirdi Çayırova’da Takla Atan Araçta 3 Kişi Yaşamını Yitirdi

8 Sene Sürdü

2016 yılında İzmit'te yaşayan S.G., hamilelik sürecini yerel bir özel hastanede geçirdi. Bu dönemde, S.G. ve eşi F.G., yaşadıkları sağlık sorunları nedeniyle bebeğin Down Sendromu riski taşıdığından şüphelenerek, doktorlarından gerekli genetik testlerin yapılmasını istediler. Ancak, hastane ve ilgili doktorlar, bu testlerin gerekli olmadığını belirterek taleplerini geri çevirdi. Ne yazık ki, doğum yapıldığında çift, bebeğinin Down Sendromlu olduğunu öğrenince büyük bir şok yaşadı. Bu durum, onların hem duygusal hem de psikolojik açıdan zor bir dönem geçirmelerine neden oldu.

Doğum sonrasında, S.G. ve F.G., çocuklarının durumu hakkında doğum öncesinde bilgilendirilmedikleri ve gerekli testlerin yapılmaması sebebiyle doktor ve hastaneye karşı hukuki yollara başvurdu. Çift, tıbbi ihmal iddiasıyla Tüketici Mahkemesi'ne dava açtı. Bu dava, 2016 yılından itibaren devam etmektedir ve çiftin avukatlığını Feride Külcü üstlenmiştir. Davanın odağı, hastane ve doktorların, aileye yeterli tıbbi desteği sağlamak ve onları doğru bir şekilde bilgilendirmek konusundaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği üzerinedir. Aile, mahkemeden, yaşadıkları manevi ve maddi zararlar için adaletin sağlanmasını ve gerekli tazminatın hükmedilmesini talep ediyor. Bu dava, tıbbi uygulamalar ve hasta hakları açısından önemli bir örnek teşkil ederek, benzer durumlar için bir referans noktası oluşturabilir.

Editör: Berkan Yıldırım