Fransa’da evlilik hukukunu yakından ilgilendiren ve uzun süredir tartışma konusu olan bir düzenleme Ulusal Meclis’ten geçti. Evlilik birliği içinde cinsel ilişkinin zorunlu olduğuna dair yorumlara son veren yasa teklifi, milletvekillerinin tamamının oyuyla kabul edildi. Oy birliğiyle onaylanan düzenleme, evlilik kavramının rıza, eşitlik ve kişisel haklar temelinde yeniden tanımlanması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gözler şimdi metni inceleyecek olan Senato’ya çevrildi.
Ulusal Meclis’ten Oy Birliğiyle Geçen Düzenleme
Fransız Ulusal Meclisi’nde yapılan oylamada, Medeni Kanun’daki belirsizlikleri gidermeyi amaçlayan düzenleme 106 kabul oyu alarak yasama sürecinde önemli bir eşiği aştı. Teklif, evlilik içinde eşlerin cinsel ilişkiye girme zorunluluğu bulunduğu yönündeki hukuki yorumların geçersiz olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Böylece evlilik birliğinin, taraflardan birinin bedeni üzerinde hak iddia edilmesini meşrulaştıran bir yapı olmadığı netleştiriliyor.
Mecliste yapılan konuşmalarda, düzenlemenin yalnızca sembolik bir değişiklik olmadığı, aynı zamanda yargı kararlarında yaşanan çelişkileri ortadan kaldırmayı hedeflediği vurgulandı. Milletvekilleri, evlilik kavramının çağdaş insan hakları anlayışıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.
Kadın Hakları ve Rıza Tartışmaları Yeniden Gündemde
Kanun teklifinin ortak yazarlarından biri olan milletvekili Marie-Charlotte Garin, oylama sonrasında yaptığı açıklamada düzenlemenin özellikle kadınlar açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Garin, evlilik içinde kendini cinsel ilişkiye zorlanmış hisseden ya da evlilik içi cinsel şiddete maruz kalan kadınların yaşadıklarının uzun yıllar görmezden gelindiğini ifade etti. Yeni düzenlemenin, bu sessizliğin sona erdirilmesi için güçlü bir başlangıç oluşturduğunu dile getirdi.
Son yıllarda Fransa’da yürütülen toplumsal tartışmalarda, rıza kavramının evlilik içinde de mutlak bir gereklilik olduğu sıkça vurgulanıyordu. Uzmanlar, bu yasanın kabul edilmesiyle birlikte “evlilik içi tecavüz” kavramının hukuki ve toplumsal düzeyde daha net anlaşılacağını belirtiyor.
Yargı Kararlarında Yaşanan Çelişkiler Düzenlemeyi Zorunlu Kıldı
Yeni yasal adımın arka planında, Fransız mahkemelerinin geçmişte verdiği tartışmalı kararlar bulunuyor. Bazı davalarda, eşlerden birinin cinsel ilişkiyi reddetmesi evlilik yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilmiş ve bu gerekçeyle boşanma kararları verilmişti. Bu tür kararlar, bireysel özgürlükler ve temel haklar açısından ciddi eleştirilere yol açmıştı.
Özellikle 2019 yılında Versailles İstinaf Mahkemesi’nin verdiği bir karar kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Mahkeme, kadının cinsel ilişkiyi sürekli reddetmesini evlilik görevlerine aykırı bularak boşanma talebini kabul etmişti. Bu karar daha sonra üst yargı mercilerine taşınmış ve Fransa Yargıtayı, söz konusu gerekçenin temel hakların ihlali anlamına geldiğine hükmetmişti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Etkisi
Söz konusu dava, Fransa sınırlarını aşarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşındı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2025 yılı başında verdiği kararla Fransa’yı mahkûm etti. Kararda, evlilik içinde cinsel ilişkiyi reddetmenin bir hak olduğu ve bunun yaptırıma bağlanamayacağı vurgulandı. Bu karar, Fransız hukukunda açık bir düzenleme yapılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Hukukçulara göre Ulusal Meclis’ten geçen yeni düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla uyumlu bir çerçeve çiziyor. Böylece Fransa, uluslararası insan hakları standartlarına uygun bir mevzuat oluşturma yönünde önemli bir adım atmış oluyor.
Senato Süreci ve Toplumsal Yansımalar
Meclisten geçen metnin yasalaşabilmesi için Senato’nun da onayından geçmesi gerekiyor. Senato’daki görüşmelerin önümüzdeki haftalarda başlaması beklenirken, kamuoyunda düzenlemeye yönelik destek dikkat çekiyor. Kadın hakları örgütleri ve hukuk çevreleri, yasanın kabul edilmesini evlilik içindeki güç dengesini yeniden tanımlayan tarihi bir gelişme olarak nitelendiriyor.
Toplumsal düzeyde ise bu kararın, evlilik kavramının daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir zeminde ele alınmasına katkı sağlaması bekleniyor. Uzmanlar, yasanın yalnızca hukuki sonuçlar doğurmakla kalmayacağını, aynı zamanda bireylerin evlilik içindeki sınırlarını ve haklarını yeniden düşünmelerine yol açacağını ifade ediyor.