Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve uzun süre belirti vermeden ilerleyebilen üriner şistozomiyaz hastalığı, sağlık otoritelerini harekete geçirdi. Bilim insanları, paraziter kökenli bu hastalığın kontrol altına alınamazsa yeni coğrafyalara yayılabileceği uyarısında bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli araştırma kuruluşlarının paylaştığı veriler, hastalığın yayılım haritasının giderek genişlediğini ortaya koyuyor.
Sessiz ilerleyen parazit tehlikesi
Şistozomiyaz, parazitlerin neden olduğu ve çoğu zaman sinsi ilerleyen bir enfeksiyon olarak biliniyor. Hastalık, özellikle tatlı su kaynaklarında yaşayan ve paraziti taşıyan bazı salyangoz türleri aracılığıyla bulaşıyor. Bu sularda bulunan larvalar, suyla temas eden insanların derisinden vücuda girerek kan dolaşımına karışıyor ve burada yaşam döngüsünü sürdürüyor.
Uzmanlara göre bu parazitler, vücuda girdikten sonra sadece kısa süreli enfeksiyonlara yol açmakla kalmıyor; yumurtalarını çeşitli organlara bırakarak uzun süreli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Karaciğer, akciğer ve üriner sistem başta olmak üzere birçok organı etkileyen parazitler, tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bazı vakalarda kanser gelişimi ve organ yetmezliği gibi ağır sonuçların ortaya çıkabildiği belirtiliyor.
Hastalığın en dikkat çekici yönlerinden biri ise yıllarca fark edilmeden ilerleyebilmesi. Enfeksiyon başlangıcında hafif belirtiler görülebilirken, ilerleyen süreçte kronik ağrı, idrarda kan görülmesi ve genel sağlık durumunda bozulma gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.
78 ülkede görüldü, yayılım riski artıyor
Uluslararası sağlık kuruluşlarının yayımladığı veriler, şistozomiyazın yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Güncel araştırmalara göre hastalık, Afrika başta olmak üzere Asya ve Güney Amerika’nın çeşitli bölgelerinde yaygın şekilde görülüyor. Çin, Endonezya, Venezuela ve bazı Orta Doğu ülkeleri de risk altındaki bölgeler arasında yer alıyor.
Şu ana kadar 78 ülkede bulaş vakalarının tespit edilmesi, hastalığın küresel ölçekte önemini artırdı. Özellikle sıcak iklimlere sahip bölgelerde paraziti taşıyan salyangozların yaşam alanlarının genişlemesi, yayılımın hızlanmasına neden oluyor. Küresel iklim değişikliği ve uluslararası seyahatlerin artması da hastalığın yeni bölgelere taşınma riskini güçlendiriyor.
Her yıl yaklaşık 250 milyon kişinin bu hastalık için tedavi gördüğü ifade edilirken, enfeksiyonun en yoğun görüldüğü bölgelerin ekonomik açıdan sınırlı imkânlara sahip ülkeler olması, mücadeleyi zorlaştırıyor.
Uzmanlar yeni varyasyonlara dikkat çekiyor
Dünya Sağlık Örgütü, şistozomiyaza neden olan parazitlerin zaman içinde evrim geçirerek farklı iklim ve çevre koşullarına uyum sağlayabildiğini açıkladı. Bu durum, hastalığın daha önce görülmediği bölgelerde de ortaya çıkabileceği anlamına geliyor. Parazitin yeni ortamlarda yaşamını sürdürebilme kapasitesi, bilim dünyasında endişe yaratıyor.
Araştırmacılar, özellikle su kaynaklarının kirlenmesi ve kontrolsüz kullanımının parazitlerin yayılmasına zemin hazırladığını belirtiyor. Tarım ve sulama faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde riskin daha yüksek olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, erken teşhis ve tedavi süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini, aksi halde hastalığın yayılımının hızlanabileceğini ifade ediyor.
Şistozomiyazın çoğu zaman göz ardı edilen tropikal hastalıklar arasında yer aldığına dikkat çekilirken, sağlık otoriteleri bu hastalığa yönelik farkındalığın artırılması gerektiğini dile getiriyor. Uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmesi ve ciddi sonuçlara yol açabilmesi, hastalığın önemini daha da artırıyor.
Türkiye için olası riskler ve önlemler
Türkiye’de bugüne kadar şistozomiyaz vakalarının çoğunlukla yurt dışından dönen kişilerde tespit edildiği biliniyor. Ancak uzmanlar, parazitin yeni bölgelere uyum sağlayabilme kapasitesi nedeniyle gelecekte farklı senaryoların gündeme gelebileceğini belirtiyor. Özellikle iklim değişikliği ve su ekosistemlerindeki değişimler, hastalığın yayılma riskini artırabilecek faktörler arasında gösteriliyor.
Sağlık otoriteleri, riskli bölgelerden dönen kişilerin belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini vurguluyor. Tatlı su kaynaklarıyla temas sonrası ortaya çıkan uzun süreli sağlık sorunlarının dikkate alınması ve gerekli tıbbi kontrollerin yapılması önem taşıyor. Uzmanlar, hastalığın erken teşhis edilmesi halinde tedavi edilebilir olduğunu, bu nedenle farkındalığın artırılmasının hayati öneme sahip olduğunu ifade ediyor.
Bilim insanları, küresel ölçekte artan bu parazit tehdidinin kontrol altına alınabilmesi için uluslararası iş birliği ve düzenli sağlık taramalarının kritik rol oynayacağını belirtiyor. Şistozomiyazın yayılımına karşı geliştirilecek stratejilerin, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde etkili olması gerektiği vurgulanıyor.