Ağrı’da üniversite öğrencisi Remziye Horuz’un doğum günü kutlamasında yediği pastanın ardından alerjik şok geçirerek hayatını kaybetmesi, besin alerjilerinin ne kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha gündeme taşıdı. İlk bakışta masum görünen gıdaların, dakikalar içinde hayati risk oluşturabildiğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle ilk 30 dakikanın kritik önem taşıdığını vurguluyor. Yaşanan bu acı olayın ardından Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Hikmet Tekin Nacaroğlu, gıda alerjilerine bağlı anafilaksi vakalarındaki artışa dikkat çekerek aileleri ve gençleri uyardı.
Besin Alerjileri Sessiz Ama Tehlikeli İlerliyor
Son yıllarda besin alerjilerinin yalnızca çocukları değil, gençleri ve yetişkinleri de etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, birçok kişinin alerjinin sadece ciltte kaşıntı ya da kızarıklıkla sınırlı olduğunu düşündüğünü ifade etti. Oysa bazı vakalarda alerjik reaksiyonun çok kısa sürede tüm vücudu etkileyen bir şok tablosuna dönüşebildiğini söyledi. Özellikle farkında olunmayan ya da içeriği tam bilinmeyen gıdaların, aniden ve beklenmedik şekilde ağır sonuçlar doğurabildiğini vurguladı.
İlk 30 Dakika Kritik Eşik Olarak Öne Çıkıyor
Besin alerjisine bağlı anafilaksinin çoğunlukla gıdanın alınmasından sonraki ilk yarım saat içinde ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, bu sürede görülen belirtilerin hayati önemde olduğunu söyledi. Dudaklarda, dilde ve göz kapaklarında şişme, ani gelişen nefes darlığı, boğazda tıkanma hissi, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve bilinç kaybının en önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını ifade etti. Bazı vakalarda kalp ritim bozukluğu ve kalp durmasına kadar ilerleyebilen ağır tabloların görülebildiğini dile getiren Nacaroğlu, bu nedenle en küçük belirtinin bile ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.
Gizli Temaslar Riski Artırıyor
Uzmanlara göre besin alerjilerinin en tehlikeli yönlerinden biri, gizli temaslar. Pastalar, hazır gıdalar, soslar ve paketli ürünlerde bulunan süt, yumurta, fındık, fıstık veya balık gibi alerjenlerin her zaman açıkça fark edilemediğini belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, bu durumun özellikle gençler için büyük risk oluşturduğunu söyledi. Kişinin daha önce hafif belirtiler yaşamasının, bir sonraki karşılaşmada ağır bir reaksiyon geçirmeyeceği anlamına gelmediğini ifade eden uzman, alerjinin seyrinin öngörülemez olabileceğine dikkat çekti.
Süt ve Yumurta Çocuklarda Ön Planda
Çocukluk çağında anafilaksinin en sık süt ve yumurta kaynaklı görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Nacaroğlu, bu alerjilerin bazı çocuklarda yaş ilerledikçe kaybolabildiğini belirtti. Ancak yer fıstığı, fındık, ceviz gibi kuru yemişler ile balık ve deniz ürünlerine bağlı alerjilerin her yaşta ortaya çıkabildiğini ve çoğu zaman ömür boyu devam ettiğini söyledi. Bu nedenle şiddetli besin alerjisi tanısı konulan bireylerin günlük yaşamlarını buna göre planlamalarının hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Adrenalin Kalemi Hayat Kurtarıyor
Anafilaksi öyküsü bulunan hastalar için adrenalin otoenjektörünün vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nacaroğlu, bu kalemin acil durumlarda saniyelerin bile değerli olduğu anlarda hayat kurtardığını söyledi. Adrenalin kaleminin mutlaka yanlarında taşınması gerektiğini belirten Nacaroğlu, sadece taşımanın yeterli olmadığını, doğru kullanımın da öğrenilmesi gerektiğini ifade etti. Şüpheli bir besin teması sonrası hızla gelişen cilt bulgularına solunum sıkıntısı, bayılma ya da tansiyon düşüklüğü eşlik ediyorsa, kalemin uyluğun dış yan kısmına uygulanması gerektiğini belirten uzman, ardından vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasının şart olduğunu dile getirdi.
Ağrı’da yaşanan bu acı olay, besin alerjilerinin hafife alınmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koyarken, uzmanlar erken tanı, bilinçli yaklaşım ve doğru müdahalenin hayat kurtardığını vurgulamayı sürdürüyor.