Türkiye’de elektrikli otomobillerin yaygınlaşması kamuoyunda hâlâ tartışmalı bir başlık olmaya devam ediyor. Son yapılan kapsamlı bir kamuoyu araştırması, toplumun önemli bir bölümünün bu dönüşüme karşı ne tam anlamıyla iyimser ne de karamsar olduğunu ortaya koydu. Araştırma verileri, özellikle ekonomik etkiler konusunda vatandaşların temkinli bir tutum sergilediğini gösteriyor.
Areda Survey tarafından Ocak 2026’da gerçekleştirilen ve Türkiye genelinde binlerce kişinin katıldığı çalışmada, elektrikli araçların ülke ekonomisine etkisine dair algı ölçüldü. Sonuçlar, toplumun yarısından fazlasının bu konuda net bir kanaate sahip olmadığını ortaya koyarken; olumlu beklenti taşıyanların oranı dikkat çekici olsa da sınırlı kaldı.
Toplumun Yarısı Kararsız
Araştırma bulgularına göre katılımcıların yüzde 52,5’i elektrikli otomobillerin Türkiye ekonomisine ne olumlu ne de olumsuz bir katkı sağlayacağını düşünüyor. Bu oran, kamuoyunda belirgin bir kararsızlık olduğunu gösteriyor. Elektrikli araçların ekonomik büyümeye ivme kazandıracağını düşünenlerin oranı yüzde 37,5 seviyesinde ölçülürken, olumsuz etki bekleyenlerin oranı yüzde 10’da kaldı.
Uzmanlara göre bu tablo, Türkiye’de elektrikli araç ekosisteminin henüz tam olarak anlaşılmadığını ortaya koyuyor. Batarya üretimi, şarj altyapısı yatırımları, enerji maliyetleri ve yerli üretim kapasitesi gibi başlıkların kamuoyunda yeterince netleşmemiş olması, temkinli yaklaşımın temel nedenleri arasında gösteriliyor.
Erkeklerde Ekonomik Risk Algısı Daha Yüksek
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de cinsiyete göre farklılaşan beklentiler oldu. Kadın katılımcıların yüzde 37,8’i elektrikli araçların ekonomiye katkı sağlayacağını belirtirken, erkeklerde bu oran yüzde 37,3 ile benzer seviyede gerçekleşti. Ancak olumsuz etki beklentisinde belirgin bir fark ortaya çıktı.
Erkek katılımcıların yüzde 15,8’i elektrikli araçların ekonomiye zarar verebileceğini düşünürken, kadınlarda bu oran yalnızca yüzde 4,6 olarak ölçüldü. Bu veriler, erkeklerin ekonomik dönüşüm süreçlerinde daha yüksek risk algısına sahip olabileceğine işaret ediyor. Özellikle otomotiv sektörünün mevcut yapısının değişmesi, yan sanayi ve servis ekosisteminin dönüşmesi gibi faktörlerin bu algıyı etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Yaş Gruplarına Göre Bakış Açısı Değişiyor
Yaş grupları incelendiğinde ise ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Elektrikli araçların ekonomiye olumlu katkı sunacağını düşünenlerin oranı 55 yaş ve üzeri grupta yüzde 46,6 ile en yüksek seviyeye ulaşıyor. Bu durum, ileri yaş grubunun teknolojik dönüşümü ekonomik fırsat olarak görme eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Buna karşılık 18-34 yaş aralığındaki gençlerde olumsuz beklenti oranının daha yüksek olduğu dikkat çekiyor. Gençlerin özellikle maliyetler, altyapı eksikliği ve ikinci el piyasasının geleceği gibi konularda daha eleştirel bir yaklaşım sergilediği değerlendiriliyor. Ayrıca genç nüfusun çevresel faydaları desteklemekle birlikte ekonomik sürdürülebilirlik konusunda daha sorgulayıcı olduğu ifade ediliyor.
Eğitim Seviyesi Yükseldikçe İyimserlik Artıyor
Araştırmada eğitim düzeyine göre yapılan analizler de dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Lisans ve üzeri eğitim grubunda elektrikli otomobillerin ekonomiye olumlu katkı sağlayacağını düşünenlerin oranı yüzde 50,8’e ulaştı. Bu oran, lise mezunlarında yüzde 32,6 seviyesinde kalırken, ilköğretim ve altı eğitim grubunda yüzde 35 olarak ölçüldü.
Eğitim seviyesi arttıkça olumlu beklentinin yükselmesi, elektrikli araç teknolojisi ve küresel dönüşüm trendleri hakkında bilgi sahibi olmanın algıyı etkilediğini düşündürüyor. Uzmanlar, yüksek eğitim grubunun küresel otomotiv endüstrisindeki değişimi ve yeşil ekonomi politikalarını daha yakından takip ettiğini belirtiyor.
Araştırmanın Kapsamı ve Yöntemi
Söz konusu çalışma, 27-30 Ocak 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde gerçekleştirildi. Toplam 2 bin 980 kişinin katıldığı araştırma, dijital panel üzerinden çevrim içi anket yöntemiyle yapıldı. Kantitatif araştırma tekniklerinin kullanıldığı çalışmada farklı yaş, cinsiyet ve eğitim gruplarından katılımcılara ulaşıldı.
Elde edilen veriler, elektrikli otomobil dönüşümünün yalnızca teknolojik değil aynı zamanda sosyoekonomik bir mesele olarak algılandığını gösteriyor. Türkiye’de yerli elektrikli otomobil üretimi, şarj istasyonu yatırımları ve enerji politikaları önümüzdeki dönemde kamuoyunun tutumunu doğrudan etkileyecek başlıklar arasında yer alıyor. Elektrikli araçlara yönelik bu temkinli yaklaşımın, sektörün atacağı adımlara bağlı olarak şekillenmeye devam edeceği değerlendiriliyor.