Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında yeniden imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Sınırlandırma Anlaşması’na ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bu anlaşmayla ilgili tutumunu net şekilde ortaya koyan Keçeli, uluslararası topluma açık bir çağrı yaparak GKRY’nin tek taraflı girişimlerine destek verilmemesi gerektiğini vurguladı. Ankara’nın, Kıbrıslı Türklerin haklarını yok sayan her adımda ses yükseltmeye devam edeceği mesajı güçlü bir şekilde iletildi.
GKRY’nin Tek Taraflı MEB Hamlelerine Türkiye’den Tepki
Öncü Keçeli’nin açıklamalarında en çok öne çıkan unsur, GKRY’nin uzun yıllardır sürdürdüğü tek taraflı anlaşma girişimleri oldu. Keçeli, Rum yönetiminin 2003 yılından bu yana, Kıbrıs Adası’nın egemen eşit unsuru olan Kıbrıslı Türkleri sürecin tamamen dışında bırakarak kıyıdaş ülkelerle MEB sınırlandırma anlaşmaları imzaladığını hatırlattı. Bu durumun yalnızca siyasi bir dayatma değil, aynı zamanda Ada’daki ortak egemenlik ilkesinin ihlali niteliği taşıdığı ifade edildi.
Türkiye’nin, Kıbrıs meselesine yaklaşımının yalnızca kendi kıta sahanlığıyla ilgili olmadığına dikkat çeken Keçeli, bu tür adımların Kıbrıslı Türklerin doğal haklarını yok saydığını belirtti. Son imzanın teknik olarak Türkiye’nin BM nezdinde tescil ettirdiği kıta sahanlığı dışında kalmasına rağmen Ankara’nın konuyu siyasi ve hukuki bağlamda yakından takip ettiği kaydedildi.
Lübnan ile Yapılan Yeni Anlaşmanın Zamanlaması Dikkat Çekti
Lübnan ile GKRY arasında daha önce 2007’de imzalanan ancak yürürlüğe girmeyen MEB anlaşması, 26 Kasım’da yeniden masaya yatırılarak iki ülke arasında tazelendi. Keçeli, bu anlaşmanın Ada’nın geleceğini ve bölgedeki deniz yetki alanı dengelerini yakından ilgilendiren bir konu olduğunu söyledi.
Ankara’nın tutumunun yalnızca deniz alanı sınırlandırmasıyla ilgili olmadığını vurgulayan Keçeli, GKRY’nin attığı her adımın Kıbrıslı Türklerin eşit statüsünü görmezden geldiğini ve bu nedenle Türkiye’nin konuya duyarlılığını sürdürmeye devam edeceğini belirtti. Kıbrıs sorununun çözümü sağlanmadan atılan bu tür adımların bölgede istikrarsızlık yaratabileceğine dikkat çekildi.
“Kıbrıslı Türkler Ada’nın Eşit Ortağıdır” Mesajı
Keçeli’nin açıklamalarında üzerinde özellikle durulan bir diğer nokta, Rum yönetiminin uluslararası arenada Kıbrıs’ın tamamını temsil etme iddiasının gerçek dışılığı oldu. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 yılındaki kuruluş anlaşmalarına atıfta bulunan Keçeli, adadaki iki halkın egemen eşit statüde olduğunu hatırlattı.
Bu nedenle GKRY’nin Ada’nın bütününü ilgilendiren hiçbir konuda tek başına karar verme yetkisi bulunmadığını belirten Keçeli, uluslararası topluma bu gerçeği dikkate almaları çağrısında bulundu. Ankara’nın, Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp etmeye yönelik girişimlere karşı her platformda mücadele edeceği açıkça ifade edildi.
Uluslararası Topluma Çağrı: “Bu Adımlara Destek Vermeyin”
Dışişleri Bakanlığı, bölge ülkeleri başta olmak üzere tüm uluslararası aktörlere seslenerek Rum yönetiminin tek taraflı adımlarına ortak olunmaması gerektiğini bildirdi. Keçeli, GKRY’nin yaptığı anlaşmaların Ada’nın tümünü ilgilendirdiğini ancak bu yetkinin yalnızca Kıbrıslı Türklerin rızasıyla kullanılabileceğini vurguladı.
Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarlarını koruma iradesinin tam olduğunu belirten Sözcü Keçeli, Ankara’nın gerektiğinde diplomatik ve hukuki tüm araçlarla bu hakları savunmaya devam edeceğini dile getirdi. Bölgedeki deniz yetki alanlarının ancak adil, şeffaf ve iki tarafın da onayıyla belirlenebileceği mesajı bir kez daha yinelendi.