Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı son sosyoekonomik analiz, Türkiye genelindeki gelir ve yaşam standartları arasındaki farkı bir kez daha gözler önüne serdi. Eğitim düzeyi, hane geliri, konut koşulları ve yaşam imkanları gibi çok sayıda kriterin dikkate alındığı çalışmada, ülke genelinde refah seviyesinin oldukça sınırlı bir kesimde yoğunlaştığı ortaya çıktı. Araştırmaya göre Türkiye’de yaşayan hane halklarının yalnızca yüzde 1,1’lik bölümü en üst refah kategorisinde yer alıyor.
Veriler, büyükşehir merkezleri ile kırsal bölgeler arasındaki sosyoekonomik uçurumun giderek derinleştiğini ortaya koyarken, refah seviyesinin en yüksek ve en düşük olduğu ilçeler de netleşti. Listenin üst sıralarında metropol ilçeleri dikkat çekerken, alt sıralarda ise nüfusu düşük ve kırsal yapısı baskın bölgeler öne çıktı.
Refah seviyesi en yüksek ilçeler metropollerde toplandı
TÜİK tarafından hazırlanan kapsamlı çalışmada Türkiye’nin sosyoekonomik açıdan en gelişmiş ilçesi Ankara’nın Çankaya ilçesi olarak belirlendi. Başkentin merkezi konumunda bulunan Çankaya, yüksek eğitim düzeyi, gelir seviyesi ve sosyal imkanlara erişim açısından listenin zirvesinde yer aldı. İlçede yaşayan hane halklarının ortalama gelir düzeyinin Türkiye ortalamasının üzerinde olması ve eğitim seviyesinin yüksekliği dikkat çekti.
Çankaya’yı İstanbul’un köklü ilçeleri Kadıköy ve Beşiktaş takip etti. Bu bölgelerde yaşayan nüfusun büyük bölümünün yükseköğretim mezunu olması, sosyal ve kültürel imkanlara kolay erişim ve gelişmiş altyapı olanakları, söz konusu ilçelerin üst sıralarda yer almasını sağladı. Büyükşehirlerin merkez ilçelerinde yaşam standartlarının daha yüksek olması, ekonomik faaliyetlerin yoğunluğu ve iş olanaklarının çeşitliliğiyle ilişkilendirildi.
Araştırmada, metropol ilçelerinin sosyoekonomik açıdan güçlü performans sergilemesine rağmen ülke genelinde yüksek refah grubuna giren hane oranının oldukça düşük kalması dikkat çekici bir veri olarak öne çıktı. Bu durum, refahın belirli bölgelerde yoğunlaştığını gösterdi.
Kırsal bölgelerde sosyoekonomik zorluklar öne çıktı
TÜİK verileri, sosyoekonomik seviye açısından listenin alt sıralarında yer alan ilçelerin büyük bölümünün kırsal ve nüfusu az bölgelerden oluştuğunu ortaya koydu. Bu ilçelerde temel gelir kaynaklarının sınırlı olması, sanayi ve hizmet sektörünün gelişmemiş olması ve eğitim olanaklarının kısıtlı kalması, refah seviyesinin düşmesine neden olan başlıca faktörler arasında yer aldı.
Uzmanlar, kırsal bölgelerde yaşayan hane halklarının çoğunlukla tarım ve hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarına sahip olduğunu ve bu alanlardaki gelir istikrarsızlığının yaşam standartlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Ayrıca teknolojiye erişim, ulaşım altyapısı ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda yaşanan sınırlılıklar da sosyoekonomik gelişmişlik düzeyini aşağı çeken unsurlar arasında gösteriliyor.
En düşük sosyoekonomik seviyeye sahip ilçe Çamoluk oldu
Araştırmaya göre Türkiye’de sosyoekonomik açıdan en düşük puana sahip ilçe Giresun’un Çamoluk ilçesi olarak kayıtlara geçti. TÜİK’in analizinde Çamoluk, hane halkı olanakları, gelir seviyesi ve sosyal hizmetlere erişim açısından en zayıf performansı gösteren bölge olarak belirlendi. İlçede nüfusun düşük olması ve ekonomik faaliyetlerin sınırlı kalması bu sonucun ortaya çıkmasında etkili oldu.
Listenin alt sıralarında Konya’nın Derebucak ilçesi, Sivas’ın Doğanşar ilçesi, Kayseri’nin Felahiye ilçesi, Sinop’un Dikmen ilçesi, Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi ve Çankırı’nın Bayramören ilçesi de yer aldı. Bu bölgelerde yaşam standartlarının görece düşük olması ve sosyal imkanlara erişimde yaşanan zorluklar, sosyoekonomik puanların gerilemesine neden oldu.
Gelir ve yaşam standartları arasındaki fark büyüyor
TÜİK’in çalışması, Türkiye genelinde gelir dağılımı ve yaşam standartları arasındaki farkın belirli bölgelerde yoğunlaştığını gösterdi. Büyükşehirlerin merkezi ilçelerinde yaşayan hanelerin gelir ve eğitim düzeyi yüksek seyrederken, kırsal bölgelerde bu göstergelerin daha düşük olduğu tespit edildi. Bu tablo, bölgesel kalkınma ve fırsat eşitliği konularını yeniden gündeme taşıdı.
Ekonomistler, sosyoekonomik farklılıkların azaltılması için eğitim imkanlarının artırılması, istihdam olanaklarının genişletilmesi ve kırsal bölgelerde altyapı yatırımlarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Özellikle genç nüfusun büyükşehirlere göç etmesinin, kırsal ilçelerde ekonomik hareketliliği daha da azaltan bir unsur olduğu ifade ediliyor.
TÜİK’in verileri, Türkiye’de refahın dağılımına ilişkin çarpıcı bir tablo ortaya koyarken, bölgesel gelişmişlik farklarının uzun vadede ekonomik ve sosyal politikaların temel gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceğini gösteriyor.