Son yıllarda hızla yükselen özel üniversite ücretleri, hem öğrencileri hem de velileri zorlayan en önemli başlıklardan biri haline gelmişti. Yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde vakıf üniversitelerinde yaşanan gelişmeler ise dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Kontenjanların dolmaması nedeniyle bazı üniversiteler yatay geçiş döneminde ciddi oranlarda ücret indirimi yapma yoluna gitti. İlk kayıt döneminde yüz binlerce lirayı bulan ücretlerin, yatay geçişle birlikte dramatik biçimde gerilemesi eğitim camiasında geniş yankı uyandırdı.
Kontenjan Sorunu Üniversiteleri Yeni Adımlar Atmaya Zorladı
Özel üniversitelerde son yıllarda artan maliyetler, eğitim ücretlerine de doğrudan yansıdı. Bazı bölümlerde yıllık ücretlerin 600 bin liranın üzerine çıkması, beklenen talebin oluşmamasına neden oldu. Özellikle hukuk, mühendislik ve sağlık bilimleri gibi popüler bölümlerde dahi kontenjanların boş kaldığı görüldü. Ek yerleştirme süreçlerinde de bu boşlukların doldurulamaması, vakıf üniversitelerini alternatif çözümler aramaya yöneltti.
Bu noktada yatay geçiş dönemi, üniversiteler için önemli bir fırsat haline geldi. Mevcut öğrencileri kendi bünyelerine çekmek isteyen üniversiteler, ücret politikalarını yeniden gözden geçirdi. Böylece ilk kayıt döneminde yüksek bedellerle açılan programlar, yatay geçiş sürecinde çok daha erişilebilir rakamlarla öğrencilere sunulmaya başlandı.
Yüzde 90’a Varan İndirimler Dikkat Çekti
Yatay geçiş başvurularının başlamasıyla birlikte açıklanan yeni ücretler, birçok kişiyi şaşkına çevirdi. Bazı vakıf üniversiteleri yüzde 50 civarında indirimler uygularken, bazıları ise yüzde 90’a varan oranlarda düşüşe gitti. İstanbul’da bulunan bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesi için belirlediği rakamlar bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. İlk kayıt döneminde 691 bin lira olarak ilan edilen yıllık ücretin, yatay geçişle gelen öğrenciler için 75 bin liraya kadar düşürüldüğü öğrenildi.
Bu tablo, yükseköğretimde fiyatlandırma politikalarının ne kadar esnek olabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Aynı bölümde, aynı eğitimi alan öğrenciler arasında ciddi ücret farklarının oluşması ise kamuoyunda tartışma konusu oldu. Veliler ve öğrenciler, bu farkların gerekçelerini sorgularken, üniversiteler kontenjan doluluk oranlarını öncelik olarak gösteriyor.
Eğitim Uzmanlarından Yatay Geçiş Sürecine İlişkin Değerlendirme
Eğitim uzmanları, özel üniversitelerdeki bu indirimin temel nedeninin boş kalan kontenjanlar olduğunu vurguluyor. Eğitim Uzmanı Muhammet Tosun, yaptığı değerlendirmede ek yerleştirme dönemlerinde dahi dolmayan kontenjanların üniversiteler açısından ciddi bir sorun yarattığını belirtiyor. Tosun’a göre, yatay geçişle doldurulamayan kontenjanların başka bir yöntemle telafi edilmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle üniversiteler, ücret indirimi dahil olmak üzere her türlü esnekliği göstermek zorunda kalıyor.
Uzmanlar, yatay geçişin yalnızca ekonomik bir tercih değil, akademik uyum açısından da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Öğrencilerin geçmek istedikleri üniversitenin eğitim dili, ders içerikleri ve akademik kadrosunu ayrıntılı biçimde incelemesi gerektiği belirtiliyor.
Fırsatçılara Karşı Öğrenci ve Velilere Uyarı
Yatay geçiş döneminde artan başvurular, bazı fırsatçı girişimlerin de ortaya çıkmasına neden oldu. Eğitim danışmanlığı adı altında ücret talep eden kişi ve kurumlara karşı uyarılar yapılıyor. Uzmanlar, yatay geçiş işlemlerinin öğrenciler tarafından bireysel olarak kolaylıkla yürütülebileceğini vurguluyor. Başvuru, evrak teslimi ve kayıt sürecinde ekstra bir hizmet alınmasının zorunlu olmadığı belirtiliyor.
Özellikle sosyal medya ve ilan siteleri üzerinden yapılan “garantili geçiş” vaatlerine karşı dikkatli olunması isteniyor. Üniversitelerin resmi duyuruları dışında verilen bilgilere itibar edilmemesi gerektiği, olası mağduriyetlerin önüne geçmek açısından önem taşıyor. Velilerden ve öğrencilerden, başvurularını doğrudan üniversitelerin öğrenci işleri birimleri üzerinden yapmaları isteniyor.
Yatay Geçişte Artan İlgi ve Eğitimde Yeni Dengeler
Ücretlerdeki bu ciddi düşüşler, yatay geçişe olan ilgiyi de artırmış durumda. Daha önce yüksek maliyetler nedeniyle özel üniversite seçeneğini değerlendiremeyen birçok öğrenci, bu dönemde yeni fırsatlarla karşılaştı. Eğitim çevreleri, bu sürecin uzun vadede özel üniversitelerin fiyat politikalarını yeniden şekillendirebileceğini düşünüyor.
Özel üniversitelerde yaşanan bu hareketlilik, yükseköğretimde rekabetin giderek arttığını da ortaya koyuyor. Kontenjanların doluluk oranı, üniversiteler için yalnızca akademik değil, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da belirleyici bir unsur haline gelmiş durumda. Bu nedenle önümüzdeki dönemlerde yatay geçiş ve benzeri esnek uygulamaların daha sık gündeme gelmesi bekleniyor.