Otomotiv teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte araç içi tasarımlar da köklü biçimde değişti. Fiziksel tuşların yerini giderek daha büyük ve karmaşık dokunmatik ekranlar alırken, bu dönüşüm sürüş güvenliği açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Son olarak yapılan kapsamlı bir yol deneyi, otomobillerde yaygınlaşan dokunmatik ekranların sürücü dikkatini ne ölçüde etkilediğini gözler önüne serdi. Deney sonuçları, sürüş sırasında ekran kullanımının tahmin edilenden çok daha ciddi riskler barındırdığını ortaya koydu.
Gerçek Sürüşü Taklit Eden Deney Nasıl Yapıldı
Çalışma, modern sürüş koşullarını birebir yansıtan yüksek doğruluklu simülatörler kullanılarak gerçekleştirildi. Deneye katılan 16 gönüllü, yoğun şehir trafiğini andıran sanal bir ortamda araç kullandı. Bu sırada katılımcılardan, günümüz otomobillerinde sıkça yapılan müzik değiştirme, ses seviyesi ayarlama ve araç içi ayarlarla oynama gibi basit dokunmatik ekran görevlerini yerine getirmeleri istendi. Amaç, sürücülerin bu işlemleri yaparken yol hakimiyetini ne ölçüde koruyabildiğini ölçmekti.
Araştırma ekibi, sürücülerin göz hareketlerini, direksiyon başındaki mikro tepkilerini, parmak hareketlerini ve tepki sürelerini anlık olarak kaydetti. Bununla birlikte stres düzeyini ve zihinsel yükü gösteren fizyolojik veriler de analiz edildi. Böylece yalnızca dışsal davranışlar değil, sürücünün zihinsel durumu da kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Ekranla Etkileşim Artınca Kontrol Azalıyor
Elde edilen veriler, araç hareket halindeyken dokunmatik ekran kullanımının sürüş performansını belirgin şekilde düşürdüğünü net biçimde ortaya koydu. Sürücüler ekrana odaklandıkça hem ekran üzerindeki görevleri daha yavaş ve hatalı yapmaya başladı hem de direksiyon kontrolünde ciddi dalgalanmalar yaşandı. Bu durum, sürücünün dikkatini aynı anda hem ekrana hem de yola vermeye çalışmasının bilişsel bir tıkanmaya yol açtığını gösterdi.
Araştırmacılar, ekranla etkileşimin yalnızca birkaç saniyelik dikkat kaybı yaratmadığını, bu sürenin sürücünün çevresel algısını kalıcı biçimde zayıflattığını belirtti. Özellikle yoğun trafikte bu tür kısa dikkat kayıplarının zincirleme kazalara zemin hazırlayabileceği vurgulandı.
Şeritten Sapmalar ve Geciken Tepkiler Artıyor
Deney sırasında en dikkat çekici bulgulardan biri, sürücülerin şeritten istemsiz sapma oranındaki artış oldu. Bu sapmaların karmaşık manevralar sırasında değil, yalnızca ekrandan müzik seçmeye çalışırken bile ortaya çıkması uzmanları endişelendirdi. Direksiyon hakimiyetindeki küçük kaymalar, sürücünün yola yeterince odaklanamadığının açık bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Ayrıca ani durumlara verilen tepkilerin de geciktiği gözlemlendi. Önüne çıkan sanal bir engel karşısında sürücülerin frenleme süresinin uzaması, dokunmatik ekranların refleksleri doğrudan etkilediğini ortaya koydu. Uzmanlara göre bu gecikmeler, gerçek trafikte ölümcül sonuçlar doğurabilecek kadar kritik bir risk oluşturuyor.
Beyin Çoklu Görev Yükünü Yönetemiyor
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, insan beyninin sürüş sırasında dokunmatik ekranla etkileşimi sağlıklı biçimde yönetemediğinin ortaya konması oldu. Sürücülerin beyin kapasitesi, aracı kontrol etmek ve aynı anda ekran üzerindeki görevleri yerine getirmek arasında bölündüğünde, her iki alanda da performans düşüşü yaşanıyor. Bu durum, çoklu görev yapabilme algısının sürüş gibi yüksek dikkat gerektiren eylemlerde geçerli olmadığını bir kez daha kanıtladı.
Zihinsel yük arttıkça stres seviyesinin yükseldiği, bu stresin de hatalı karar alma riskini artırdığı ifade edildi. Uzmanlar, sürücünün kendini “kontrol altında” hissetmesinin yanıltıcı olabileceğini ve gerçek riskin fark edilmeden büyüdüğünü belirtiyor.
Araç İçi Tasarımlar Yeniden Tartışmaya Açıldı
Deney sonuçları, otomobil üreticilerinin dijital ekran tasarımlarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini gündeme taşıdı. Araştırmacılar, özellikle karmaşık menü yapılarının ve küçük ikonların sürüş güvenliğiyle örtüşmediğini savunuyor. Sürüş sırasında tek dokunuşla erişilemeyen her fonksiyonun potansiyel bir risk unsuru olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, temel sürüş işlevleri için fiziksel tuşların tamamen ortadan kaldırılmasının doğru bir yaklaşım olmayabileceğini vurguluyor. Kullanıcı arayüzlerinin daha sade, sezgisel ve sürücünün gözünü yoldan ayırmadan kullanılabilecek şekilde tasarlanması gerektiği belirtiliyor. Aksi halde teknolojik konforun, güvenliğin önüne geçtiği bir tabloyla karşı karşıya kalınabileceği uyarısı yapılıyor.
Sonuçlarıyla dikkat çeken bu deney, modern otomobillerdeki dokunmatik ekranların yalnızca bir konfor unsuru değil, aynı zamanda ciddi bir güvenlik tartışmasının merkezinde yer aldığını bir kez daha ortaya koydu.