Koronavirüs sonrası dünyayı neler bekliyor?

0
91

Koronavirüsün gündelik hayata etkisi tüm hızıyla devam ederken, salgın kaynaklı ekonomik ve siyasi analizler de iş dünyası tarafından da yapılıyor. Yükselir Group Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Yükselir de salgın sonrası öngörülerini paylaştı. Salgın yüzünden aşırı derecede zenginleşen veya fakirleşen ülkeler, şirketler veya şahıslar yeni dünya düzenini belirleyen unsurlar olacağını dile getiren Yükselir,  “Dünya çapında hükümetler, koronavirüs dolayısı ile işini kaybedip, gelirlerinden olan vatandaşlarını desteklemek adına çeşitli finansal paketler açıklıyor. Bunun yanında FED ve IMF gibi küreselleşmiş dünya ekonomisinin yapıtaşı olan iki kurum, ülkeler ile dolar likiditesi sağlamak adına dünyayı paraya boğuyorlar. Dünyaya verdikleri bu paraları geri istedikleri zaman, dünya ekonomisi tekrar bir krizle karşı karşıya kalabilir” dedi.

DÜNYA LİDERLİĞİ EL Mİ DEĞİŞTİRİYOR?

Yaşanan pandemi sonrası küresel ekonomiler büyük daralmalarla boğuşurken, işin siyasi boyutu da tartışılmaya başlandığına ve tek alternatifin Çin olmadığına dikkat çeken Yükselir şunları söyledi: “Dünya liderliği için askeri ve ekonomik anlamda yeterliliğe sahip Çin’in siyasi ve kültürel anlamda hala eksiklikleri var. Şu an küresel liderliği elinde bulunduran ABD daha önceki krizlerde gösterdiği küresel düşünme ve küresel boyutta çözüm üretme ilkesinden bu krizde daha çok kendi içine kapandı. ABD Başkanı’nın küreselleşme karşıtı olduğu bir ortamda, dünya liderliği tartışılması çok doğal ama potansiyel adaylar ortaya çıkarken dünyaya ne önerdikleri önemli. Bu yarışta ön plana çıkarılan Çin’in demokrasiye alışmış dünya halklarına sunacak bir siyasi modeli yok. ABD siyasi olarak içine kapanması durumunda, Çin dışında, kültürel ve siyasi olarak daha homojen bir yapı olabilecek ayrıca var olan küresel sisteme daha uyumlu bir aday daha mevcut. Avrupa Birliği ile bağlarını koparan Birleşik Krallık, içinde Kanada ve Avustralya gibi ülkeleri barındıran Commonwealth ülkelerini askeri bir birlik haline getirebilirse, ABD’nin antiküreselleşme politikası kalıcı olması durumunda, dünya liderliğini sorunsuz bir şekilde devralabilir. Bunun yanında ABD’nin bu kısa vadeli yerel düşünen politikasının geçici olacağını ve bir süre daha bu sistemin devam edebileceğini düşünmekle birlikte, yeni birlikler, yeni ülkeler ve yeni sınırlar oluşturulacağını düşünmemek imkânsız”

DEĞER YARGILARIMIZ BAŞTAN AŞAĞIYA DEĞİŞTİ

Koronavirüsün, ekonomide dönüşüm ve kişisel veri konusunda, bizi hazır olmadığımız bir zamanda yakaladığını ifade eden Yavuz Yükselir, ” 5 yılda yaşayacağımız dijital dönüşümü bireysel kullanıcılar olarak 3 ayda yaşadık. Değer yargılarımız baştan aşağıya değişti. Bir spor yıldızı ya da popstarın değerinin bir sağlık çalışanının değerine oranı artık aynı değil. Hızlı dijital dönüşüm ve değer yargılarındaki değişimin oluşturacağı küresel işsizliği artık hesaba katmamız lazım. Bu küresel işsizliğin sonuçlarını, insan üretimi olan her yerde göreceğiz. Emeğinin karşılığında aldığı ücrette yaşanan dalgalanmanın insanda oluşturduğu psikolojik ve toplumda oluşturduğu sosyolojik etkileri ilerleyen dönemlerde sanat eserlerinde bile karşımıza çıkacak. Bunun yanında liberalizmin büyük savunucuları olan batılı ülkelerde bile özellikle sağlık ve ulaşım alanında hızlı kamulaştırmalar gördük. Ekonomik modellerimizde değişiklik yapmadığımız zaman devlet kapitalizmini uygulayan ülkelerin ön planda tutulacağını görebiliriz” diye konuştu. 

SİVİL İNSİYATİFLE GÜÇLENDİRİLMİŞ BİR KÜRESELLEŞME

Dünya düzeninde küreselleşme ile ilgili tartışmalar devam ederken, Yavuz Yükselir şu andaki sıkıntıların aslında yarım küreselleşmeden kaynaklandığını kaydederek, “Doları küreselleştirirken, üretim ve tedarik zincirlerini yerelleştirmeye çalışmak ya da yuan’da olduğu gibi ülke para birimini yerelleştirip, küreselleşmeyi savunmak mantıklı politikalar değildir. Koronavirüs sonrası devlet ve halk ilişkisi yeniden tanımlanmaya mecburdur. Bu salgının bize gösterdiği bir başka şey ise uluslararası olmasını beklediğimiz kurumların, ülkelerin çıkarları dolayısıyla nasıl kolayca manipüle edilebildiğini görmemizdir. Dünya kriz sonrası bir dönem popülist politikaları ön plana çıkaran siyasetçileri vitrine çıkaracak olsa da ülkelerdeki sağduyulu azınlıklar sivilleştirilmiş yeni organizasyonlar kurarak azınlıkların aslında küresel çoğunluk olduğunu gösterebilirler. Bugün çok büyük görünen kurumların, kısa zamanda tarih sahnesinde yerini aldığını görebiliriz.” şeklinde konuştu.

“YENİ DÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ BU VİRÜS GİBİ HIZLICA YAYILACAK”

İş, siyaset, ekonomi ve sanatta değişimin artan hızını yakında görüleceğini belirten Yükselir şunları söyledi: “Kendimize ait değerlerimizin bu hızlı değişimde kaybolmaması için insana özgü sabitler oluşturmalı ve bunu bireyin tüm ilişkilerinde değiştirilemez maddeler olarak ortaya koymalıyız. Geleceği yorumlamak adına kurduğumuz varsayımlardan ortaya çıkan seçeneklerin hepsinde ortak olacak tek nokta değişimdir. Yeni dünya düzenine geçiş bu virüs gibi hızlıca yayılacak. Dünya’da hiçbir ülke ya da Avrupa ile Ortadoğu gibi hiçbir coğrafi bölge bu değişimden muaf olamayacak. Değişen dünya düzeninde yeni politikalar ve yeni politikacılar göreceğiz. Bugünün büyük şirketlerinin bazılarının yok olacağını, insanın sanata bakışının değiştiğini gözlemleyeceğiz. Bu virüs gibi bu boyutta yaşadığımız ani değişim, yeni dünya düzeninin kurulmasına neden oluyor. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bu yeni düzende, insanların birbiri ile doğa ile ve hayat ile arasındaki ilişki değişecek. İnsanların kendini sorgulayacağı bir döneme giriyoruz. Bu dönem aslında bu virüs gibi hızlı yayılan yeni Dünya düzeninin ayak sesleri…”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here